in

Nerede mi O Eski Bayramlar?

Dillere pelesenk olmuș, hatta deyimleșmiș bir yakarış “Nerede o eski bayramlar?” 7 den 70 e herkesin diline yapışmış. Kiminin çocukluğunu hatırlayıp derin bir iç çektiği anılarını canlandıran, kiminin hakiki bayram anısı olmadığı halde o bayram coşkusunu görme özlemi çektiği ifadedir. Eskilerden dinlerken istemsiz gülme kasılmaları yaşadığımız, içimizde hiç görmediğimiz bir coşku kırpıntısı. Görmesek de biliyoruz o eski bayramları, eski ramazanları fakat hissedemiyoruz. Hepimiz sitem ediyoruz, nereye kayboldu bu coşkular diye fakat hangimiz soruyor neden kaybolduğunu? Bence asıl önemli nokta bu. Herkes sitem ediyor da neden kimse nedenini sormuyor veya neden düzeltmeye uğraşmıyor? Ramazanlar, bayramlar kaybolup gidiyor. Bunlar dini vecibeler olması yanında geleneklerimize çivilenmiş kuvvetli değerlerdir. Korkmamız gereken nokta da tam burası, bizi “Biz” yapan en sağlam değerlerimiz kaybolup gidiyor ve biz sadece “Neredeee?” demekle yetiniyoruz.

Geçmişimize sahip çıkamadık, üzgünüm. Simdi’yi de savuşturmakla meşgulüz. Gelecek ise sahipsizlikle, harap olmaya mahkum. ‘Modernleşme’ adı altında, kimliklerimizi halı altına atıyoruz. O kusursuz batılılara(!) benzemek için, kusurlar işliyoruz. İlginç olan ne biliyor musunuz? Atalarımız onlara benzememek için savaşırken, torunları onlara benzemek için yarışıyor. Sahipsizleşen bazı geleneklerimiz de evrimleşip batılıların elinde modern(!) bir akıma dönüşüyor. Biz nedense kaynağına değer vermediğimiz kültürlerimizi, ancak bizden batıya gidip işlenlendikten sonra almayı tercih ediyoruz. Hatta öyle ileri gidiyoruz ki, bizim değerlerimizle çatışan batılı-doğulu akımlara onlardan daha çok sahip çıkıyoruz. Kültürün çekirdeği de olsa, dinin emri de olsa terkedip, modern akımlara mı kapılıyoruz?  Ne oluyor bize ki; Kimliklerimizi zımparalayıp, kültürlerimizi müzeye kapatıyoruz?

Hızlı bir şekilde kaybettiğimiz değerlerimize bakarak, daha hızlı bir şekilde kaybedeceğimiz şeyleri göremiyoruz. Nerde o eski insanlık? nerde o eski ahlak? nerde o eski kardeşlik, akrabalık? Demeye başlıyoruz artık. Kimse öngöremiyor ileride bizi “Biz” yapan hangi değerlerimiz için “Neredeee?” diyeceğiz acaba. Korkmamız gerekiyor, hatta geç bile kaldık korkmak için. Elimizde hiçbir şey kalmayana kadar kaybediyoruz her şeyimizi, artık “Biz” demeye hakkımız ve farkımız kalmayana kadar asimile oluyoruz. Geleneklerimizi, adetlerimizi, benliğimizi, kimliğimizi sadece tarih kitaplarına sıkıştırmaya çalışıyoruz. Sonunu düşünemiyoruz aslında, artık “Biz” olmazsak kim olacağız? Kimler gibi olacağız?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir